Tedavi edici radyasyon tedavisi
Tedavi amaçlı radyoterapi, ameliyattan önce veya sonra uygulanabileceği gibi, tek başına bir tedavi olarak da kullanılabilir.
yazar: Dr. med. Gesche Riabowol (geb. Tallen), türk tercüman: Dr. med. Ebru Saribeyoglu, Last modification: 2026/01/18 https://kinderkrebsinfo.de/doi/e211241
Table of contents
Tedavi edici yaklaşımlar, hastayı hastalığından kurtarmayı ve nüksetmeyi önlemeyi hedefler; yani tüm kötü huylu hücreleri tamamen ve kalıcı olarak yok etmeyi amaçlarlar. Radyoterapi, uygulama zamanlamasına ve odak noktasına bağlı olarak, buna çeşitli şekillerde katkıda bulunabilir.
Ameliyat öncesi ışın tedavisi
Ameliyat öncesi radyoterapiye preoperatif veya neoadjuvant radyoterapi de denir. Büyük solid tümörleri olan bazı hastalarda, genellikle kemoterapi ile birlikte uygulanan bu ön radyoterapi, tedavi sonuçlarını iyileştirebilir. Preoperatif radyoterapi, tanı anında ameliyat edilemeyecek kadar büyük olan bir tümörü küçülterek, hastaya yönelik riski artırmadan ameliyatla çıkarılmasını sağlayabilir.
Ameliyat sonrası ışın tedavisi
Ameliyat sonrası radyoterapiye postoperatif veya adjuvan radyoterapi denir. Özellikle merkezi sinir sistemi (MSS) tümörleri olmak üzere, solid tümörleri olan birçok çocuk ve ergen, cerrahi tümör çıkarılmasından sonra kemoterapiye ek olarak radyoterapi (radyokemoterapi) alır. Bu, öncelikle tümörün sağlıklı komşu organlara yakın olduğu ve ameliyat sırasında onlara zarar verme riski nedeniyle tamamen çıkarılamadığı durumlarda yapılır. Bu hastalarda radyoterapinin amacı, kalan tümör dokusunu tamamen yok etmektir.
Ameliyat sonrası radyoterapi, hastalığın tekrarlamasını önlemeye de yardımcı olabilir. Bu, tümörün belirli histolojik ve moleküler biyolojik özelliklerine dayanarak, geriye kalan kötü huylu hücre olasılığından şüphe ediliyorsa, tümör bölgesinin ışınlanması anlamına gelir. Bu durumda ameliyat sonrası radyoterapi, cerrah artık herhangi bir kalıntı tümör görmemiş olsa da veya ameliyat sonrası görüntüleme yöntemleri ile kalıntı tümör gösterilmese de uygulanır.
Bu durum özellikle çocuklarda ve ergenlerde en sık görülen kötü huylu MSS tümörü olan medulloblastoma hastalarında söz konusudur. Hastalar belirli bir yaşa (genellikle 3-5 yaş) ulaştıklarında, tümörün tamamen çıkarılmasından sonra bile kemoterapiye ek olarak beyne ve omuriliğe radyoterapi (kraniospinal radyasyon) ve tümör bölgesine ek radyasyon (başka adıyla "güçlendirme") alırlar. Bu, beyinde kalmış ve potansiyel olarak omuriliğe yayılmış olabilecek tümör hücrelerini ("spinal metastazlar") yok etmeyi amaçlar [TIM2018a].
Bilinmesinde yarar var: Çok küçük çocukların (3-5 yaş altı) beyinleri, doku gelişimleri henüz tamamlanmadığı için radyasyona karşı özellikle hassastır. Sonuç olarak, bu hastaların daha sonra radyasyon kaynaklı beyin fonksiyon bozukluğu, zihinsel engellilik ve gelişimsel bozukluklardan muzdarip olma riski, daha büyük çocuklara göre daha yüksektir. Bu nedenle, küçük çocuklara genellikle merkezi sinir sistemine (MSS) radyoterapi uygulanmaz.
Sadece radyoterapi (cerrahi girişim olmaksızın)
Kan kanseri (lösemi) veya bazı lenfoma türlerine sahip çocuk ve ergenlere bazen kemoterapiye ek olarak beyne radyoterapi uygulanır. Bunun nedeni, beyne yayılmış olabilecek kanser hücrelerinin kemoterapi ile her zaman yeterince yok edilememesidir. Genellikle intratekal kemoterapi (sitostatik ilaçların omurilik kanalına verilmesi) ile birlikte uygulanan radyasyonun amacı, bu hücreleri güvenilir bir şekilde ortadan kaldırmaktır.
Benzer şekilde, bazı solid tümörleri olan hastalara ameliyat yapılmaz, bunun yerine sadece radyoterapi veya kemoterapi ve radyoterapi kombinasyonu (radyokemoterapi) uygulanır. Bu hastalar arasında, örneğin, gözü koruyucu bir tedavi stratejisinin mümkün olduğu küçük retinoblastomlu çocuklar ve ergenler ile beyin sapındaki bazı tümörleri (yüksek dereceli gliomlar) olan ve konumları nedeniyle ameliyat edilemeyen hastalar yer almaktadır.

